Doğan Cüceloğlu, 2000’li yılların ortalarında tanıdığım ve kitaplarına sarıldığım; okumak kadar dinlemeyi de sevdiğim, yakın şehirlerde gerçekleştirdiği konferanslarını, TV programlarını, sosyal medya buluşmalarını kaçırmadığım bir yazar-dı. Vefatının üzerinden az zaman geçti. Bir aile büyüğümü kaybetmiş gibi oldum. O kadar sıcak, o kadar babacan… Kitaplığımda bütün kitapları var. Kimi imzalı, kimi imzasız. Kronik Yayınları’ndan çıkan VAR MISIN? kitabını da daha ilk günden...
Ülkemizin şehirlerini doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine, dolaştım. Bazı şehirlerde yaşam sürdüm. Farklı şehirleri, kültürleri, o kültürün insanını tanımak, hayatına şahitlik etmek… Bilhassa o şehrin insanının dilindeki yerel kelimeleri kendi konuşma dilime kazandırmak, değerli bir şey benim için. Bazı şehirlere ise yolum hiç düşmedi. Ekmeğinden yiyemedim, suyundan içemedim. Etrafındaki şehirlerin tamamında bulunsam da o şehre adım atamadım. Gül dendiğinde akla bülbül ile...
Bir mürekkebi, şişe bitene kadar aynı kalemde kullanmayı sevmem. Değişik uç kalınlıklarına sahip başka başka kalemlerle deneyimlemek isterim. İşin sonunda ise mürekkep, elimdeki kalemlerden kendisine uygun olanını bulur ve yazı diliyle “beni bu kalemle bitir,” der. Anlarım. Visconti, Van Gogh kalemimde uzun süredir aynı mürekkebi kullanıyordum. 15ml şişelerde Iroshizuku mürekkep seti geldiğinde, hadi, dedim, Visconti’ye bir değişiklik olsun. Evvelâ içindeki mürekkebi...

My New Stories