Kırtasiye Merakım Ne Zaman Başladı

Dolma kalemler ve yazı araçlarıyla alakalı röportajları, denemeleri, anıları okurken illâ değinilen bir başlık vardır: Dolma kalem yahut kırtasiye merakı nerede başladı? Bu soruyu ben de kendime sordum. Kırtasiye merakım nerede, nasıl başladı ve nasıl dolma kaleme yöneldi?

Olabildiğince geçmişe gidip en eski anıyı çekip çıkarmak istiyorum ama zorlanıyorum. Oldum olası kırtasiye merakım olmuştur ama belirgin bir şeyler hatırlamak istiyorum.

İlkokulda gittiğim, İzmit, Mehmet Ali Paşa Mahallesindeki Albay İbrahim Karaosmanoğlu İlköğretim Okulu’nun hemen karşısında Temizel Kırtasiye vardı. Halen orada bildiğim kadarıyla. Kurşun kalemler, boya kalemleri, çeşitli silgiler, tebeşirler, özellikle defterler… Harçlıklarımdan artırdığım para neye yetiyorsa onları alıyordum. Kırtasiyenin hangi rafında ne var, hangi rafa param yeter, bilirdim.

Harçlığımın yetmediği şeyler için hafta sonları dükkanda babamın gözüne girmem yahut ufak tefek üçkağıtlar yapmam gerekiyordu. Üçkağıt dediysem, Amazon.com.tr dolandırıcılığı gibi değil ha!

Bir şey anımsıyorum. Okulda gezi olacaktı ama geziye gitmeye hevesli değildim. Babamdan gezi için para isteyip parayla kırtasiyeye girip bir cetvel takımı almıştım. Düz, küçük, büyük, geometrik desenler çizen… Envaiçeşit cetvel. Gezi parasını da tam cetvellerin parası kadar alıp cetvel setini çantama atmıştım. Gezi gününde de mahallede aylak aylak dolaşmıştım gün boyu.

Yazıya başlarken hatırlayamamıştım ama bak, anımsamış oldum. İlk belirgin hatıram oldu kırtasiye merakımla alakalı. Hâlbuki okul malzemesi alacağımı söylesem yine parayı alırdım. Neden böyle dolambaçlı bir yol izlemişim acaba?

Sonrasında hep devam etti yazı araçlarına merakım. Bir divit, hokka, mürekkep aldım sonrasında. Muhtemelen plastik gövdeli bir divit kalemdi. Henüz ilkokuldaydım. Belki beşinci sınıfta.

Kitaplarla aram hep iyi oldu. Babam karne hediyesi olarak beni bir kitapçıya götürdüğünde bir kucak dolusu çocuk kitabı almıştım. Cahit Zarifoğlu’nun çocuk kitapları halen durur kitaplığımda.

Sonrasında kurşun kalem almaya devam ettim. Versatil (mekanik? uçlu?) kalemlerle tanıştığımda kurşun kalemlerden ziyade farklı farklı çeşitlerini almaya başladım. Her biri bir yere dağıldı. İsteyene verdim. Ne büyük hata!

Liseye geçtiğimde ahşap gövdeli bir Faber Castell uçlu kalem almıştım. 0,7mm uç kalınlığı vardı. Lise öğrenimim boyunca cebimden çıkmadı. Hep yanımdaydı. Halen durur anı kutumda. Klipsi kırıldı, o kadar. Mekanizma zenit saati gibi, çalışıyor.

Kırtasiye meraklarının öğretmenlerinin kalemlerini gördükçe oluştuğunu söyleyen çok kişi var. Ben dolma kalem kullanan bir öğretmenimi anımsamıyorum. Okumak için benden kitap alıp geri getirmeyen öğretmenlerimi anımsıyorum yalnızca. Eğer dolma kalemi olan bir öğretmenim olsa muhakkak ilgimi çekerdi ve elim kalem tutmaya başladığı gün gidip alırdım bir tane. Ve dolma kalem kullanmak için öğretmen olarak atanmayı beklemezdim.

Kalemlerle, defterlerle aram hep iyi oldu ama dolma kalemle geç tanıştım. 2015 senesiydi yanlış hatırlamıyorsam. Evvelinde roller kalemlerini aldım bugün dolma kalemlerini kullandığım firmaların.

Ne zaman ki yazarların, şairlerin dolma kalem meraklarına dair yazılar okudum, söyleşiler izledim, roller kalemleri bir kutuya kaldırdım ve dolma kalemle tanıştım.

Şimdi yanıma bir mavi, bir de renkli mürekkep çekili en az iki dolma kalem alıyorum.

Kalem, defter, mürekkep ince işçiliği olan, kıymetli ürünler. Vakit harcamak demem onlara ayırdığım vakte. Vakit kazanmaktır olsa olsa. Hızına yetişemediğim, uçup giden zamanı biraz olsun yavaşlatarak, anlamlı bir uğraşın, hatta dünyanın kapısından adım atıyorum.

Okuyor, yazıyor, ellerime mürekkep bulaştırıyorum.

Birçok uğraş geldi geçti ama kırtasiye merakım ve kalemlerle, mürekkeplerle, kağıtlarla olan dostluğum ömrümce gidecektir diye düşünüyor, bu yönde dua ediyorum.

Related Posts

Leave a Reply

My New Stories