Şafak Doğan Güneş

Eskiler hep anlatmışlar askere gittiklerinde yıllarca dönemediklerini. Doğrudan dinleme imkanım olmadı ama dilden dile aktarılan hikayeler çokça kulağıma çalındı. Kurtuluş Savaşımız zaferle sonuçlanıp devlet kurulunca, ikinci dünya savaşına da girmeyince yıllarca dönülenemeyen, çoğu zaman gidenin gelmediği askerlikler de yavaş yavaş belli bir düzene oturtulmuş. Gidenin gelmediği askerlik anlatımlarından beni Ersizlerderelilerinki etkiler en çok. Düşünün ki...

Kırtasiye Merakım Ne Zaman Başladı

Dolma kalemler ve yazı araçlarıyla alakalı röportajları, denemeleri, anıları okurken illâ değinilen bir başlık vardır: Dolma kalem yahut kırtasiye merakı nerede başladı? Bu soruyu ben de kendime sordum. Kırtasiye merakım nerede, nasıl başladı ve nasıl dolma kaleme yöneldi? Olabildiğince geçmişe gidip en eski anıyı çekip çıkarmak istiyorum ama zorlanıyorum. Oldum olası kırtasiye merakım olmuştur ama...

Zamanı Yavaşlatmanın Yolları

Sabah apar topar başlayan gün ancak uyku vaktinde sonlanıyor. Günün işleri, dünün eksikleri, yarının hazırlıkları derken nasıl geçtiğini anlayamadan o günü uğurluyorum. İş yaşamı böyle geçiyor. Evin kapısından girdiğimde ise bambaşka bir dünya aralanıyor: “Selim’in dünyası!” Mehmet Selim koşa koşa gelip beni eve girmeden geri çeviriyor. Çantaları bırakıp biraz turluyoruz sitenin bahçesinde. Gün boyu Mehmet...

Eski Defterleri Açarken

Yazma serüvenime dolma kalemler eşlik etmezden evvel düzensiz notlar tutardım. Hayatıma etki etmiş bazı önemli zamanlarda birkaç paragraf yazardım. O kadar. 2016’dan, yani öğretmen olarak Kastamonu’ya gittiğim yıldan itibaren günü gününe, bir iki satır da olsa yazmayı alışkanlık haline getirdim. Hayattan göçtükten sonra anıları basılacak kadar büyük bir hayat yaşamayacağız çoğumuz ancak çocuklarıma, torunlarıma göz...

Küre’nin Mavi Kulesi

Ne vakittir Kastamonu hakkında yazmadığımı farkettim. Halbuki meslek hayatımın ilk ve en güzel yıllarını Kastamonu, Küre’de yaşadım. Elbette insan kaynaklı sorunlar oldu. Fakat günün sonunda her iş yoluna koyuldu. Kırgınlıklar bir demli çayla tamir olundu. Bilindik ifade değil midir; barışmayı bilmeyen kavga etmesin! Küre, Kastamonu’dan İnebolu’ya giden yolun üzerinde, küçük esnafları, büyük Eti Bakır’ı ve...

Yıllar Sonra Cebeci

Yıllar sonra ilk defa bu sene, hem de iki kez Kandıra’nın Cebeci sahiline yolum düştü. İlki eşim Merve ve bizim kerata Mehmet Selim ile gittiğimiz zamandı. Bir de dün, Kocaeli eTwinning temsilcileri olarak Cebeci Öğretmenevi’nde Kandıra İlçe Milli Eğitim Müdürü İhsan Özkan müdürümün misafiri olduk. Denizi, uzunca sahili ve sahil boyunca uzayan yürüyüş yolu ile...

Masa Başında

Masa başına oturmanın bir vakti ve bazı kuralları var. Vakit geceye yakın yahut ertesi günün ilk saatleri olmalı. Halledilmesi gereken ne iş varsa yarım kalmalı. Bir tek işi geçemiyorum, çocuk sallamak. Bu konuda ahkam kesemem. Alıştı kerata, elde sallanmadan uyumuyor. Bize eziyet değil, bilakis, günün son büyük eğlencesi. Mehmet Selim zaman zaman en yeni becerilerini...

Doğan Cüceloğlu – Neleri Okumalı?

Doğan Cüceloğlu, 2000’li yılların ortalarında tanıdığım ve kitaplarına sarıldığım; okumak kadar dinlemeyi de sevdiğim, yakın şehirlerde gerçekleştirdiği konferanslarını, TV programlarını, sosyal medya buluşmalarını kaçırmadığım bir yazar-dı. Vefatının üzerinden az zaman geçti. Bir aile büyüğümü kaybetmiş gibi oldum. O kadar sıcak, o kadar babacan… Kitaplığımda bütün kitapları var. Kimi imzalı, kimi imzasız. Kronik Yayınları’ndan çıkan VAR...

Dünden Bugüne “Mühür”

Mührün tarihi ile alakalı araştırmaları okuyorum bir süredir. Genel kanaat, mührün mülk edinmeyle, sahiplenmeyle hayatımıza giren bir araç olduğu yönünde. Farklı farklı nesnelerden üretilen mühürler, “bu benimdir, ilişmeyin!” denilerek basılmışlar. İlk zamanlar ateşte sertleştirilen kilden üretilen mühürlerde yazıdan evvel desen, yazıyla birlikte de harfler kullanılmış. Bir ürünü, malı damgalamak sahiplik belirtmek için yeterliymiş. Mektupların, özel...
1 2 3 7

My New Stories