Yazma, günlük tutma, anıları kaleme alma bahsini önemsiyorum. Eli kalem tutan herkes kendi gözünden yaşamını, yaşadığı sokağı, mahalleyi, şehri, bir arada olduğu insanları edebî değeri olsun yahut olmasın, muhakkak yazmalı. Düşünün ki bir sokak başında dükkanı olan bakkal esnafı yazmaya başlasa olanı biteni, bir sokağın hafızası olur kaleme aldıkları. Bizde anı yazma işleri genellikle “devletlülere”...
Kaweco dolma kalemler ile tanışalı çok zaman olmadı. Esasında cüsseli kalemleri kullanmaktan keyif alıyorum ama Kaweco ile yolum o kadar çok kesişti ki kayıtsız kalamadım ve bordo renkli bir Kaweco Sport edindim. O bir kalemden sonra bir de pirinç kalemini; Kaweco Brass’ı aldım. Bu kadarı benim için yeterli, dedim. Belli ki yeterli değilmiş… Galen Leather’ı...
Galen Leather ile tanıştığımda kış boyu kar altında kalan, karın yağmayı bilip, kalkmayı bilmediği bir dağ kasabasında, Kastamonu’nun Küre ilçesinde öğretmendim. Her gününü özlediğim Küre günlerimde bir meşgale edinmiş, “bir öğretmenin muhakkak dolma kalemi olmalı,” düşüncesiyle dolma kalemlere merak sarmıştım. Tabi meselenin kalemle bitmeyeceğini anlamam uzun sürmedi. Mürekkepler, kalemlikler… Genişledikçe genişledi ilgi alanım. İşte o...
“Dolmakalemle yazmak, evvelâ bir tutkudur. Tutku ile hırsı birbiriyle karıştıranlar var. Hemen ayıralım: Tutku kalpten, hırs akıldan gelir. Dolmakalem, titizliği de beraberinde getirir. Dikkatin yanına rikkati ekler. Harfler nefes alır, adeta canlanır. Tükenmez kalem icat edilince dolmakalemin tahtı biraz sallanıyor. Sonuç? ‘Beyler daim bey olur.'” İbrahim Tenekeci Geldik Sayılır kitabından.
Eskiler hep anlatmışlar askere gittiklerinde yıllarca dönemediklerini. Doğrudan dinleme imkanım olmadı ama dilden dile aktarılan hikayeler çokça kulağıma çalındı. Kurtuluş Savaşımız zaferle sonuçlanıp devlet kurulunca, ikinci dünya savaşına da girmeyince yıllarca dönülenemeyen, çoğu zaman gidenin gelmediği askerlikler de yavaş yavaş belli bir düzene oturtulmuş. Gidenin gelmediği askerlik anlatımlarından beni Ersizlerderelilerinki etkiler en çok. Düşünün ki...
Dolma kalemler ve yazı araçlarıyla alakalı röportajları, denemeleri, anıları okurken illâ değinilen bir başlık vardır: Dolma kalem yahut kırtasiye merakı nerede başladı? Bu soruyu ben de kendime sordum. Kırtasiye merakım nerede, nasıl başladı ve nasıl dolma kaleme yöneldi? Olabildiğince geçmişe gidip en eski anıyı çekip çıkarmak istiyorum ama zorlanıyorum. Oldum olası kırtasiye merakım olmuştur ama...
Amazon’dan alışveriş yapmayı seviyorum. Zaman zaman başka bir yerde göremeyeceğimiz, ürün odaklı indirimleri olmasa bilhassa kalem ve yazı gereçlerini edinmekte zorlanacağım. Prime Video uygulamasını da çok dizi, film barındırmasa da takip ediyorum. The Office dizisini izledim en son. Amazon’un Kocaeli’ye “ertesi gün teslimat” hizmeti sunması da büyük nimet. Dün gece verdiğim kitap siparişini bu sabah...
Öğretmen atamaları dün gerçekleşti. Twitter’da şöyle bir dolanarak insanların atandıklarına dair mesajlarını gördükçe mutlu oluyorum! Atama dönemlerinde atanabilecek puana sahip olanlar için heyecanlı, puanı sınırlarda dolaşan arkadaşlar için ise tedirgin bir süreç yaşandı. Kolay değil. Atanacak puana sahip olup tercih yapmayacak olanları bile hesap ediyor insan bıçak sırtı durumlarda. 2015’in Eylül atamalarında benim puanım da...
Sabah apar topar başlayan gün ancak uyku vaktinde sonlanıyor. Günün işleri, dünün eksikleri, yarının hazırlıkları derken nasıl geçtiğini anlayamadan o günü uğurluyorum. İş yaşamı böyle geçiyor. Evin kapısından girdiğimde ise bambaşka bir dünya aralanıyor: “Selim’in dünyası!” Mehmet Selim koşa koşa gelip beni eve girmeden geri çeviriyor. Çantaları bırakıp biraz turluyoruz sitenin bahçesinde. Gün boyu Mehmet...