Blog Medium Without Sidebar

Caption placed here

İlkyardım Hayat Kurtarır

Günlük yaşamımızda; ister şehirde olalım ister doğada, her an bir kazanın mağduru ya da şahidi olabiliriz. Kaza durumları kimi zaman dikkatsizliğimizden, kimi zaman önemsemememizden, zaman zaman da bizimle alakalı olmayan durumlardan dolayı ortaya çıkabilir. İş güvenliği alanında çalışan arkadaşların üzerinde çok durdukları mevzulardır, risk, tehlike, kaza üçlüsü. Gözlemleyebildiğimiz, öngörebildiğimiz ölçüde bizi kazaya sürükleyecek durumlara karşı tedbir almamız gerekmektedir. İş güvenliği sadece çalışma alanlarında değil, her türlü yaşam alanlarında da gereklidir. Bir kültürdür esasında. İş Sağlığı ve Güvenliği alanında yüksek lisans yaparken, günlük yaşamımızda başımıza bir şey gelmemesinin tamamen tesadüf eseri olduğunu çokça fark ediyorduk. Allah’a emanet yaşıyorduk yani  Günlük gezilerimizide ve kamplarımızda da iş güvenliği en önemli mevzu aslında. Attığımız...
Read More

Şahinkaya Kanyonu, Vezirköprü

Haftasonu gezilerimizden birini de Samsun, Vezirköprü’deki Şahinkaya Kanyonu’na ayırdık. Kastamonu’dan üç araçla yola çıktık. Hedefimizde önce Şahinkaya Kanyonu’nu, sonrasında ise Samsun tarafındaki yerleri gezmek vardı. Vezirköprü, Samsun’un bir ilçesi olmaktan daha çok, her an il olabilecekmiş gibi… Hem Samsun’a uzak hem de kendi kendine yeten bir yer. Kastamonu’da Doğanyurt ve Cide’ye hiç gitmeyen Kastamonulular olduğu gibi Samsun’da da Vezirköprü’yü görmeyen Samsunlular olabilir. Normaldir. Yadırgamam. Kastamonu’dan Vezirköprü’ye gitmek kolay. Üç araç, art arda dizilip ilçeye vardık. Vezirköprü girişinde bizleri bir rehber karşıladı. Vezirköprü’de Edebiyat öğretmenliği yapıyormuş. Aynı zamanda da tur rehberliği. Bizleri uzunca bir yola sokuyor. Köyleri geçiyoruz. Türkiye’nin en yüksek nüfuslu köyü Vezirköprü’deymiş. Tarımsal hayatı devam ettiriyor, dışarıya göç vermeyi...
Read More

Çantamda: Hario V60 Dripper

Nereye gidersem gideyim çayın, kahvenin ihtiyacını duyuyorum. Evde, iş yerinde ya da doğada… Köydeyken kendimi yaylalara vurduğumda, şehir içerisindeki kaçışlarımda ya da çalışma aralarımda… Muhakkak ya termosa dolduruyor ya da ekipmanlarımı yanıma alarak çayımı, kahvemi demliyorum. Elbette ki en keyiflileri, sırtımı bir ayaca yaslayıp demlediklerim oluyor.  Çay, memleketimizde kahve kadar eski olmamasına rağmen bütün içeceklerin tahtını salladı. “İki çay söylemiştik orda (…)” dedi şair.Fakat çay, başka günün bahsi olsun.“Meşrubat-ı umumi içerisinde bir iksir-i âzamdır çay” diyerek çayın hakkını vererek kahve bahsine geçelim. Beşir Ayvazoğlu’nun “Kahveniz Nasıl Olsun” kitabında kahvenin kültürümüzdeki önemini anlatan epeyce yazı mevcut. Hem hiçbir mevsim ısıtmaz ellerimianne gibiistersen kahve içip fal da bakarız yinebana üç vakte kadar...
Read More

Gazi’nin Yeri’nde Kamp

Kamp tecrübelerim tüm hızıyla sürüyor. Şimdilik yakın yerleri tercih ediyorum. Şükür ki Kocaeli ilçeleri kamp için oldukça elverişli. Kartepe, Kandıra, Başiskele… Özellikle bu üç ilçe deniz ve dağ kampları açısından oldukça keyifli ve öğretici.  Başiskele’ye doğru yola çıkıyoruz… Kamp alanına varmadan önce Yuvacık Barajı’nı en tepeden görebileceğimiz bir kafeye çıktık. Çamlıtepe Kafe. Sağ olsunlar, kamp için eksik bir iki şeyi temin ettiler. Acemisiyiz ya bu işlerin, elbette üç beş eksiğimiz oluyor. Başiskele sınırlarında yer alan, Yuvacık Barajı’na yakın, Gazi’nin Yeri’ne çadırımızı kurduk. Yine korunaklı bir alanı tercih ediyoruz. Dere kenarında, saat 22.00’den sonra sadece suyun sesini duyabileceğiniz ıssızlıkta bir yer aslında. Ama yakınlarda bungalov evleri olduğu için insansız bir alan...
Read More

Apartmanlar Çağı

Türklerin göçebelikten yerleşikliğe geçmesinin en vahim sonucu, yerleşikliğin kutu kadar apartman dairelerinde neticelenmiş olmasıdır.Son asrın en hazîn tablosu ise avluya açılan kapılardan karşı komşuya açılan çelik kapılara tahmin edildiğinden de hızlıca geçişimiz olmuştur.Apartmanlar çağı…Ne kadar ruhsuz bir yapı: apartman!Hayâ perdesi yırtık, mahremiyet geçirgenliği yüksek duvarlar… Hangi odaya kaçsan, bir diğer komşuya misafirsin. Bilhassa kavgalarına… Apartmanda doğup büyüyen çocuklar bahsine girmiyorum bile. Yalınayak toprağa basamadan, kum ve petrol artığı yapay parklarda büyüyen çocukların tedavi edilmesi gerekecek…Hatırlıyorum da köyden şehre taşındığımız zamanki alış(ama)ma sürecim ne çok yormuştu beni. Düşünün… Her sabah uyandığında ilk işi tavukların kümesine gidip “acaba civcivler çıkmış mı yumurtadan” diye bakmak olan, ahırda yeni doğan buzağıya yem vermeyi kendini...
Read More