Blog Medium Without Sidebar

Caption placed here

Özel Baskı: Hayvan Çiftliği

George Orwell tarafından kaleme alınan Hayvanlar Çiftliği, Edebiyat tarihinin en ünlü politik hicivlerinden biri. Çiftlik hayvanının, kendilerini sömüren çiftlik sahibi Mr. Jones’a karşı ayaklanıp çiftliğin yönetimini ele geçirmesinin öyküsü. İlk okuduğum George Orwell kitabıydı. Sonrasında kardeşimden ödünç aldığım 1984 [ki halen geri istiyor utanmadan 🙂 ] ve diğer kitaplarıyla devam ediyor okuma listem. CAN YAYINLARI Hayvan Çiftliği ve 1984’ün özel baskısını yapmış. 1984 güzel ama Hayvan Çiftliği’nin özel baskısı bambaşka olmuş. Tahta kutu içinde kapağı çalı-çırpıyla sarmalanmış, kitap için özel yapılmış çamurdan heykellerle sahnelerin canlandırıldığı fotoğrafların süslediği, harika bir basım olmuş. Can Yayınları’nın tanıtım sayfasından alıntılarsak; “George Orwell’in modern zaman fablı Hayvan Çiftliği, koleksiyonerler için hazırlanan bu özel baskısıyla bir kez...
Read More

Bir Şehirle Tanışmak: Kastamonu

Çocukluğumdan hatırlıyorum, sabah namazının peşinden Tosya’ya doğru yola çıkışımızı. Belki iki – üç ayda bir… Yola çıkıyor, Bolu Dağı’nda kahvaltıya oturuyor, öğlen vaktinde de Tosya’da Muhtarın Yeri’nde kuyu kebabına yetişiyorduk. Beni ilgilendiren kısmı bu kadardı. Babam içinse Tosya, esnaf arkadaşlarını ziyaret etmek, yeni model kapıları beğenmek, kontraplak ve başka başka ürünleri seçip sipariş vermekti. Tabi 40 yıllık dostluk ilişkileriyle sıkılaşmış bir alışveriş. Sözün senet olması diyelim… Tosya memleketin geneline ve hatta dünyanın birçok yerine kapı satan, Kastamonu’nun ağaca şekil veren ilçesi.  Yıllarca gittim, geldim Tosya’ya. Tosya’dan ötesini de görmedim Kastamonu’da. Kocaeli’de de çokça Tosyalı komşum oldu. Tosya, Kastamonu’ydu benim için. Askerlik kağıtları geldiğinde ise önce Kastamonu, sonra Konya çıktı bahtıma....
Read More

Öğretmenler Günü

İlkokula başladığım zamana denk geliyor dükkana çırak yazılışım. Hafta içlerinde düz ve eğik çizgi çekmeyi, hafta sonlarında da dükkanda kapılara çıta çakmayı öğrendim. Her tamamladığım çıta takımı için alacak defterime okulda öğrendiğim gibi çizik çekiyordum. Her çizik kaç kuruşa karşılık geliyordu, hatırlamıyorum. Ama babama defterimi götürdüğümde, emeğimin karşılığını fazlasıyla alıyordum. Torpilli çıraktım, anlayacağınız. Okul ve dükkan işleri hep birlikte ilerledi. Müşteri/misafirin dükkana adım atıp çayımızı içmesiyle başlayan, siparişlerini tamamlayıp teslim ederken evinde içtiğimiz çaya kadar geçen süreci; pazarlığı, anlaşmayı, üretim sürecini, teslimatı, helalleşmeyi ve aradaki çek, senet, kart gibi esnafı zora sokan bankacılık işlerini… Hepsini adım adım gördüm, kavradım. İşin sonunda esnaf oldum, çıktım. Bu sırada okulum da bitti. Babam...
Read More

Kocaeli Kitap Kulübü

Elime geçen ilk kitaplar, teyzem ve halalarımın gençliklerinde okudukları romanlardı. Bilhassa teyzem, notlar tutarak okumuştu. Kitabı açan, genişleten yorumlardı. Ben okurken ise sayfa kenarlarını kıvırmaya kıyamazdım. Notlarımı sonra sonra tutmaya başladım. Benden iz olmazsa, bana ait olmazdı ki?  İlkokulda babamın elimden tutup götürdüğü kitapçıda kapağını beğenip de aldığım kitap, okuma serüvenimin yönünü belirleyecekti, henüz farkında değildim. Cahit Zarifoğlu’nun çocuk kitaplarını almıştım. Ne güzel karne hediyesiydi. Sonra, cep harçlıklarımı biriktirerek ve hafta sonları dükkanda çalışarak kazandığım paraları kitaba yatırdığım süreç… Alarak okuduğum kitaplar ve o günlerden kalan izler, kitaplığımda duruyorlar. Tarihler ve içlerindeki not kağıtlarıyla.  Liseye yeni başladığım dönemde ise almaktan ziyade kiralamaya yöneldim. İzmit’te o dönem Kocaeli Kitap Kulübü vardı....
Read More

Çantamda: Nurgaz Ateş Kutusu

Kamp için yahut şöyle bir sabah menemeni, çayı yapmak için doğaya çıktığımda gözüme takılan en kötü şey, yerde yakılmış ateşlerin izleri oluyor. Öyle bir iki yerde de değiller. Biri yakmış, diğeri de az ötesine… Bir diğeri de… Bu böyle gidiyor. Her yer kapkara ateş izi olana kadar devam edecek gibi. Halbuki yapılması gereken şey çok basit. Ya ateşi zeminde yakmamak ya da yerde yakılacaksa bile daha evvel yakılmış bir yeri tercih etmek… Çok mu zor? Değil elbet. Ama bir tercihte bulunuyor insan. Ve yaşadığı yere, nefes aldığı doğaya, ağaçlara, kendisine ekin veren, bunun için vesile kılınan toprağa ihanet etmek, kıymak yönünde kullanıyor tercihini. Yanlış cevabı işaretliyor. Belki zaman geçse yağmur,...
Read More