Blog Medium Without Sidebar

Caption placed here

Poyrazlar Gölü Kampı

Sakarya, üniversite yıllarımı geçirdiğim şehir. Kastamonu’da yaşadığım süre zarfında sadece bir iki sefer uğrayabilme fırsatım oldu. O da günübirlik… Kocaeli’ye taşındıktan sonra eşimle beraber bir değişiklik yaparak yanıbaşımızdaki Sakarya’da kamp yapalım, dedik. Gözümüze de hemen Poyrazlar Gölü’nü kestirdik. Poyrazlar Gölü’ne yanlış hatırlamıyorsam 2008 senesinde, karlı bir günde gitmiştim en son. Mavi ve beyaz bir kartpostal olarak yer etmiş zihnimde… Eşyaları toplayıp arabaya yerleştirdik ve yola çıktık. Bizim için en fazla bir saatte ulaşılabilecek bir yer Poyrazlar. İlk izlenim: Çok değişmiş…  Hemen gölün kenarına yerleştik. Yerimizi belirledikten sonra gölün etrafında şöyle bir turladık. Düzenli ama aşırı özenli olmayan, doğal görüntünün bozulmadığı bir işletme haline gelmiş. Günübirlikçiler gelip gidiyorlar… Mangal dumanları gün...
Read More

Kastamonu Notları – Girizgâh

Hafızasını kaybetmeyen, kadîm yapılarıyla, kim bilir kaç insanı yorgun omuzlarında taşımış hüzünlü sokaklarıyla, dünyeviliğe direnen bir şehir Kastamonu. Tarihin her ânına şahitlik etmiş, tarihle yaşıt bir şehir Kastamonu. Ve bu yaşanmışlığını sokaklarıyla, yapılarıyla açıyor insana. Şehir her adımda daha da derinleşiyor… Hafızasını kaybetmeyen, kadîm yapılarıyla, kim bilir kaç insanı yorgun omuzlarında taşımış hüzünlü sokaklarıyla, dünyeviliğe direnen bir şehir Kastamonu. Bu şehrin kılcal damarlarına doğru yol aldığınızda farklı asırları art arda yaşama, adeta zaman tünelinde seyahat etme imkânı yaşıyorsunuz. Bir sokak başında yüz, bir diğer sokağın başında bin sene evvelinde buluveriyorsunuz kendinizi. Bundandır ki Kastamonu, araçla gezilecek bir şehir değil. Adım adım dolaşmalısınız… Bu kadîm şehrin size kendisini açması için ara...
Read More

Galen Leather / Beşli Kalemlik

“Şık bir dolma kalemi, kendisini özel hissedebileceği bir kalemliğin içerisinde saklarsanız ancak, kalem sizi sever ve yazmak size keyif verir!” gibi beylik bir cümleyle başlayayım notuma  İnsanın insana alışması kadar, eşyanın da insana alışması vardır ve önemlidir. Kalem, size ait olduğunu bilmeli. O kalemi, o defteri, o eşyayı elinize aldığınızda bir sıcaklığı olmalı… Kalem, benim için, sıcaklığı olan, parmaklarımın arasına aldığımda, bende olanı kâğıda aktaran, konuşamadığımı saklayan bir eşya… Bu ayrı bahis… Elbette bu kadar kıymetli olanı, alelade bir yerde saklayacak değilim. Daha evvel kalemlerim için çeşitli kalemlikler edindiğim oldu. Deri, yapay deri, kot kumaşı vs… Hele ki Türkiye’de bulamayıp da nockco.com web sitesi üzerinden Amerika’dan aldığım kalem kutum oldukça...
Read More

İlk Dolma Kalemim: Pelikan P205

Kaleme mürekkebi kırtasiyede çekmiştik. O yüzden kapağı çevirip ilk cümlemi yazmaktı bana kalan. Pelikan P205 siyah dolma kalem ve Montblanc Royal Blue mürekkeple yazılan ilk cümle: Karaköy’den selamlar… Dolma kaleme olan ilgim bundan bir buçuk sene evvel, bir köşe yazısında rastladığım “bir adamın, imkânı ölçüsünde, güzel bir kalemi olmalı muhakkak!” cümlesi ile başladı, diyebilirim. Yazarın güzel kalemden kastı da dolma kalemdi elbette! Tam da toplantıdan toplantıya koştuğum bir dönemde, bu yazı kendime şu soruyu sordurttu bana: “Notlarımı neden bir dolma kalem ile almayayım ki?” Ve soru soruyu doğurdu: “Nasıl bir dolma kalem almalıyım?” “Nasıl bir kalem?” sorusunu cevaplamak için internet siteleri ve sosyal medya araçları üzerinden birçok kişiyle iletişim kurdum....
Read More

Kelimeler

İnsanları ve olayları kelimelerle ilişkilendiriyorum. Kelimelere anlam ve anı yüklemektir yaptığım. Sonrası, “hatırlamak.” Böyle olmalı değil midir zaten? Bir kelime bir insanı, bir hadiseyi hatıra getirmiyorsa ne değer taşır? Sözlükte bir yerde bulunmaktan ve oradan alınıp, kullanıldıktan sonra da sözlüğe iade edilmekten başka; ‘ödünç’ olmaktan başka ne vasfı olabilir? “Üşümek” meselâ… Bu kelime size neyi hatırlatır? Ben yaz sıcağında dahi görsem bu kelimeyi, üşürüm.Dedemin ruhunu teslim etmiş bedenini eve getirip de belediyeden temin edilmiş soğutucuya yerleştirdiğimizde annemin “soğutucuya koymasa mıydık oğlum, deden üşümesin?..” derkenki ürpermenin, getirdiği ‘üşüme.’ Yaşı kaç olursa olsun yetimin yetim olduğunu, kolunun kanadının kırıldığını gördüğüm anki ürpermek ve içten içe yanarak üşümek. Annemin kolunun, kanadının kırıldığına şahit...
Read More