Yıllar evvel sosyal medyada bir profesöre: “Hocam, ne dersiniz, altına mı yoksa dolara mı yatırım yapalım?” diye sorduklarında cevabı “paranızı kitaba yatırın,” olmuştu.

Kitap değerini kaybetmeyen bir yatırım aracı.

Kıymeti bilinen bir kitap evdeki yerini nesillerce koruyor.

Gerçi ikinci el kitap rafları bunun tam tersini söylüyor. Alınmış, üzerine notlar düşülmüş, saklanmış kitaplar çocuklar yahut torunlar tarafından elden çıkartıyorlar. Üzülüyorum raflardaki manzaralara denk geldiğimde. Kim demişti kişisel bir kütüphanenin ömrü en fazla iki buçuk nesildir diye?

Olsun…

Kişisel kütüphane, evin içerisinde kendine ait bir dünya demektir. Derdini açabileceğin, düğümü çözebileceğin kitaplar rafların arasındadır. Bunu inşa etmek vakit istiyor elbette. Yıllar sürecek bir okuma ve muhafaza etme süreci gerektiriyor. Taşınırken bile özenle kutuluyor, üzerine “hassastır, özen gösteriniz” yazıyoruz. 

Kişisel tarihiminizin izlerini görüyoruz kitaplıkta. Acemilik dönemi okumalarının izleri ile çalıştığımız alanlar üzerine yazılmış kitaplar yan yana durur raflarda. Meslek de vardır, alâka da. Şöyle bir göz gezdiriyorum, bir rafta internet programcılığı, hemen yan rafında ise on altıncı asıl klasik şiiri. İnsan dallı budaklı. Kökü bir yerde olsa da ilgi alanları genişçe.

Okuma serüveni içerisinde kişiyi yolundan saptıracak şeyler de var elbette. Bunların da izlerini görüyoruz: Hazır okuma listeleri.

İlk ve ortaöğretimin başlarındaki öğrenciler için düzenlenen okuma listelerine lafım yok. Fakat liseyi yarılamış adam kendi güzergahını çizmeye başlamalı. Lise üçteki öğrencim “ne okuyayım?” diye sorduğunda “derdin ne?” diye soruyorum. Seni okumaya iten şey, sana aslında ipuçlarını veriyor. Hazır reçeteler çare değil.

Ve bir tavsiye daha veriyorum. Kitapları ödünç almaktan ziyade imkanı varsa satın almasını… Kitapları kiralayarak okuduğum için kişisel kütüphanemi kurmaya başlamakta oldukça geç kaldım. Pişmanlık duyduğum şeylerdendir.

Değinmek istediğim son husus… Okurun korkulu rüyası: “Şu kitabı ver ben de okuyayım senden sonra.”

Kişisel kütüphanesini kurmaya çalışan bir kişiden kitap istemeden evvel yeterince güven verdiğinizden emin olun. Genelde şöyle olur: giden geri gelmez. Emanete hıyanetlik etmeyeceğinden eminsen istemelisin.

Kitaba para vermekten imtina eden ama sağ sola “salça” olmaktan çekinmeyen arkadaşlar insanı dert sahibi ediyor. Versen gelmez, vermesen olmaz…

Bir de kitap mührü ve etiketi merakım var ki sormayın. Bu da başka bir yazının konusu olsun. 

Related Posts

Leave a Reply