Blog Medium Without Sidebar

Caption placed here

Günün Sonunda

Zaman zaman geriye dönüp baktığımda bazı anıları yaşandığı şekliyle hatırlamakta zorluk çekiyorum. Bazen zamanlar, bazen isimler yer değiştirebiliyor. Bazen de hikayede ufak tefek oynamalar oluyor. Zihnimiz anıları yoğura yoğura en güzel, en hatırlanmaya değer hâle getiriyor vakit geçtikçe. Yaşandığı gibi hatırlansa çoğu şey, geçmiş zamanların yükü hiç inmezdi omuzlarımızdan. Anılar güvenli bir liman, sığınılacak bir yuva çoğu zaman. Yukarıdaki paragrafı Umre notlarımı yazarken bazı şeyleri hatırlamakta güçlük çektiğim noktada yazmıştım. Geçmişi zaman zaman sığınılacak bir liman olarak görürüm. Fakat yerimizin şimdiki zaman olduğunu unutmamak şartıyla. ………….. O kadar çok insan tanıyorum ki elinde geçmiş güzel günlerin anısından başka bir şey kalmamış olan. Ya geçmiş güzel günlerin yahut umutla baktıkları gelecek...
Read More

Umre Ziyaretimden Notlar

Zaman zaman geriye dönüp baktığımda bazı anıları yaşandığı şekliyle hatırlamakta zorluk çekiyorum. Bazen zamanlar, bazen isimler yer değiştirebiliyor. Bazen de hikayede ufak tefek oynamalar oluyor. Zihnimiz anıları yoğura yoğura en güzel, en hatırlanmaya değer hâle getiriyor vakit geçtikçe. Yaşandığı gibi hatırlansa çoğu şey, geçmiş zamanların yükü hiç inmezdi omuzlarımızdan. Anılar güvenli bir liman, sığınılacak bir yuva çoğu zaman. Ömrümde -çokça imkan olmasına rağmen- sadece iki kez yurt dışına çıkabildim. İki yurt dışı seyahatimden ilkini Umre sebebiyle Arabistan’a gerçekleştirdim. Gerçekleştirdik, desek daha doğru olur hatta. Aynı aileden hatırladığım kadarıyla on beş kişi uçağa doluştuk ve amca oğlu Nuri abinin Hacc – Umre işleri yapan şirketiyle ibadetimizi yapabilmek üzere kutsal topraklara uçtuk....
Read More

Saksıya Daire Sığdırmak

Ev ararken emlakçılardan olabildiğince uzak durmaya çalıştım. Mümkün mertebe “sahibinden” olmasına dikkat ettim bakacağım evlerin. Fakat yolum elbette emlak danışmanlarıyla kesişti. Küçük bir ofiste daha ne istediğimi bile sormadan “elimde tam senlik bir daire var” diyerek konuşmaya başlayan, tabir yerindeyse “keloğlanı prenses yapmaya” çalışan abilerimizi hayretle izledim. Hadi, dedim, göster bakalım daireyi! Öyle bir övdü ki görmesem aklımda kalırdı. Asansörü yapıldığından beri bozuk olan bir binanın üçüncü katına çıktık. Dubleks bir daire. Hemen yanında D100 karayolu. Bir diğer yanında da açıkhava düğün salonu. Ev ise labirent. Odaların içinde adeta gizli bölmeler var.

Küre Yolunda

Kastamonu’da yaşadığımız üç yılın son ikisinde Küre’ye her  gün Kastamonu merkezinden yol aldık. Yol 60 kilometrenin biraz üzerindeydi. Daday yolu sapağından, Küre’ye. İlk zamanlar ellerimize birer kitap alıp yolu başlarımızı kaldırmadan tamamlıyorduk. Her gün ayrı bir mevsimin izlerini taşıyan, yazdan, güze; kıştan, bahara dönen tabiatın içinden geçip gidiyorduk Küre’ye. Yol boyunca okuyorduk. Okumak güzeldi. Ama seyretmek… Yolu güzelleştirecek olan buydu. Bir daha ne vakit yolumuz düşerdi Küre’ye? Ve hangi mevsimde? İki sene boyunca doğanın güzelliklerini seyre daldık. Başımızı kaldırmasak, neler kaçıracaktık! Servisin önüne atlayan, son anda paçayı kurtaran hınzırdan, -üzücü ama- bir araç tarafından ezilmiş ayıya; yırtıcı kuşlardan, tilkilere ve hatta karacaya rast gelemezdik. Her sene dronlarla yukarından çekilen ve...
Read More