Blog Medium Without Sidebar

Caption placed here

Nock Co Kalemlik

Teknolojinin bütün nimetlerini kullanmaya çalışsam da gönlüm kalemden ve kağıttan yana. Düşünelim… Yaşamımız ebedi değil. Göçüp gideceğiz. Eskiden göçenler arkalarında fotoğraflar ve notlar, günlükler bırakırlarmış. Biz ne bırakacağız ardımızda? Youtube videosu, Twitter ve Facebook iletisi yahut Instagram paylaşımı mı? Torunlarına TikTok çekimleri bırakacak Berkecan dedelerin devrinde miyiz? Bir arkadaşım vefat ettikten sonra ailesi bütün sosyal medya hesaplarını, blog sayfasını… Neyi varsa dijital dünyada hepsini kapattılar. Şimdinin dünyasında “sanki hiç yaşamamış gibi…” Geriye sadece kağıt, kalemle yazdıkları ve ailesiyle paylaştığı fotoğrafları kaldı. Güzel kalem ve defterleri edinme sürecim böyle başladı. Benden geriye art arda sıralanmış, kağıt üzerinde anlamlarını aramış kelimeler kalabilsin, diye. El yazımla, masa ışığının altında yerlerini bulmuş kelimeler… Güzel...
Read More

Kitaptan Kazandığını Kitaba Yatıran Şirket: BKM

     Kocaeli’de eksikliğini hissederim şöyle ucu bucağı olmayan bir kitabevinin. Özlemini çektiğim mekanlardandır kitapçılar. Bir zamanlar Kocaeli Kitap Kulübü vardı. Kitabın parasını verir, 20 gün içerisinde okuyup geri getirirsek ödediğimiz paranın yüzde 80’ini geri alırdık. Tabi o parayla da hemen yeni bir kitap kiralardık… Ortaokul ve lise yıllarımda bolca kitap okumama vesile olan bir yerdi. Şimdi yok… Yerinde kebapçı açıldı. Şimdilerde ise bir zincir mağazanın şubeleri ve bir de Belsa Plaza’da bulunan Fırat Kitabevi. Başka yok…      Kocaeli, Kocaeli Üniversitesi ve Gebze Teknoloji Üniversitesi ile birlikte 80 bini geçik öğrenciyi barındıran bir şehir. Öğrencinin, memurun, gelip geçenlerin, yerleşip kalanların çok olduğu kocaman bir il. Kiminle konuşsam “ne lazım bu şehre?” diye, dört...
Read More

İçinden Nehir Geçen Şehir – Eskişehir

     Bir sabah İzmit’ten yola çıkıp da “bakalım yol beni nereye götürecek,” diyerek vardığım ve ilk kez gördüğüm şehirdi Eskişehir. Kısa günün sonunda hatırımda içinden nehir geçen şehir olarak yer eden bir şehir.      İlkbahardı. Güneş vardı ama soğuktu. İç anadoluya özgü bir durum olsa gerek. Gölgede üşür, güneşe çıktığında ısınırsın. Temkinli olmak şart. Soğuğa delikanlılık sökmez, demişler.      O gün sadece şehri ikiye bölen Porsuk Nehri’nin kıyısında yürüdüm. Çay içtim. Bir yere oturup menemen yedim. Ama nehirden hiç kopmadım. Gondol ve teknelerle nehirde turlayanları seyrettim fakat binmedim. Oldum olası suyun içinde değil de kenarında olmayı sevmişimdir.      Şehre ısındım ama sebebini de anlayamadım. Ankara gibi. -Ne çok ama, fakat ve şehir geçen cümleler...
Read More

ATARİ’DEN MOBİL OYUNLARA

Netflix’te bir belgesel var. HIGH SCORE. Oyunların tarihini yazmışlar. Şöyle bir bakayım derken bütün belgesel dizisini izleyiverdim.  Bir zamanlar oynamak için deli olduğum oyunların şimdi belgesellik olmuş olmaları yaşlılık hissi doğurmadı değil gerçi. Mario, Dangerous Dave, Street Fighter, Tekken vs… Her bölüm başka bir dönemi ve oyun sektörünün değişim süreçlerini, kırılma noktalarını işliyor. Hey gidi… Atarim vardı. İlkokula giderken yalvara yalvara aldırmıştım. Bir iki gün başından kalkmadan oynayınca annem de 20 sene sonra geri vermek üzere kaldırmıştı. Tabi evin bütün gizli bölmelerini bildiğim için annem gidince hemen oyun başına geçiyordum. Hatta ilkokulum Albay İbrahim Karaoğlanoğlu’nun hemen karşısında Temizel Kırtasiye vardı. Oradan atari kasedi alıp bir saat içerisinde “beğenmedim” diyerek iade...
Read More