Kalem feryâd idüp ağlar mürekkepBeni nâdân eline virme yâ Rab İlk baskılarına sahip olduğum Harry Potter kitaplarından aklımda kalan sahnede Harry Potter, asâsını seçmek için dükkana girer ve dükkan sahibi ona birkaç asa verir. Görürüz ki o asâyı değil de asâ Harry Potter’ı seçer. Kalem bahsinde de benzer bir durum söz konusudur. Her kalem her ele...
Yazma kolaylığı açısından Avrupa menşeli kalemlerde F, Asyalı üreticilerin dolma kalemlerinde ise M uç kalınlığını tercih ederim. Fakat mürekkep de kendisini -bana kalırsa- en iyi M uçlu kalemlerle yazıldığında belli ediyor. Montblanc Royal Blue mürekkebi uzunca bir süredir kullanıyorum. Mavinin her tonunu sevmişimdir. Mürekkep fiyatlarının alıp başını gitmesi sebebiyle elimde bulunan şişelerdeki 1 ml mürekkebi...
Dolma kalem denince akla kim gelir diye sorsam, nice tutkununu, yazarı, şairi sayabilirsiniz. Ama dolma kaleminizde bir arıza meydana geldiğinde aklınıza tek isim gelir: Murat SUNMEZ. Nâm-ı diğer, Murat Usta. Benim de yolum bu sebepten düştü Murat Ustaya. Dolma kalemlerim arasında bendeki hikâyesi sebebiyle pek sevdiğim Visconti – Van Gogh serisi kalemimin gövdesinde oluşan ufak...
2016 senesinden bu yana düzenli not tutmaya çalışıyorum. Zaman zaman ihmal etsem de kağıda, kaleme ve mürekkebe uzak düşmemek için elimden geldiğince çabalıyorum. Bu noktada, “çaba”nın üzerinde duralım. Çalışmak, çabalamak, hatta cehdetmek, cehdeylemek. Hangi kelimeyi kullanırsak kullanalım, fakat zor bir işte gayretle çalıştığımızın, ısrar ettiğimizin altını çizmiş olalım. Cidden zor iş. Günbegün yazabilen, kişisel tarihini,...
Arabamı Anadolu yakasında park edip karşıya çoğunlukla vapurla, zaman zaman da Marmaray’la geçmeyi adet edindim. Eğer bir yere yetişme derdim yoksa, yürümeyi, durup dinlemeyi, bütün o koşuşturmaları seyretmeyi seviyorum. Ancak durursam görebiliyorum etrafımda dönen yaşamları. Bu sefer Marmaray ile geçiyorum Boğaz’ı. Cağaloğlu’ndan çıkıyorum. Sene 2016, 15 Temmuz. Evet evet, darbe girişiminin günü. Akşam neler olacağından...
Teknolojinin bütün nimetlerini kullanmaya çalışsam da gönlüm kalemden ve kağıttan yana. Düşünelim… Yaşamımız ebedi değil. Göçüp gideceğiz. Eskiden göçenler arkalarında fotoğraflar ve notlar, günlükler bırakırlarmış. Biz ne bırakacağız ardımızda? Youtube videosu, Twitter ve Facebook iletisi yahut Instagram paylaşımı mı? Torunlarına TikTok çekimleri bırakacak Berkecan dedelerin devrinde miyiz? Bir arkadaşım vefat ettikten sonra ailesi bütün sosyal...
Öğretmen olarak atandığım ilk günlerde neye ihtiyacım olur diye düşündüm. Deri bir çanta. Bir numaralı ihtiyaç. Not defterleri, çok önemli. Ve birkaç ürün daha… Fakat bu ihtiyaçları (ya da hevesleri diyeyim) tamamlayacak yegane ürün şık bir dolma kalemdi. İşte bu arayışın neticesi olarak kendimi İstanbul’a attım ve Yeni Zaman Kırtasiye’yi buldum. Ne alayım, dediğimde birçok...
“Şık bir dolma kalemi, kendisini özel hissedebileceği bir kalemliğin içerisinde saklarsanız ancak, kalem sizi sever ve yazmak size keyif verir!” gibi beylik bir cümleyle başlayayım notuma İnsanın insana alışması kadar, eşyanın da insana alışması vardır ve önemlidir. Kalem, size ait olduğunu bilmeli. O kalemi, o defteri, o eşyayı elinize aldığınızda bir sıcaklığı olmalı… Kalem, benim...
Kaleme mürekkebi kırtasiyede çekmiştik. O yüzden kapağı çevirip ilk cümlemi yazmaktı bana kalan. Pelikan P205 siyah dolma kalem ve Montblanc Royal Blue mürekkeple yazılan ilk cümle: Karaköy’den selamlar… Dolma kaleme olan ilgim bundan bir buçuk sene evvel, bir köşe yazısında rastladığım “bir adamın, imkânı ölçüsünde, güzel bir kalemi olmalı muhakkak!” cümlesi ile başladı, diyebilirim. Yazarın...