Mürekkep Kokusuna Yolculuk: Sailor Hocoro
Japonya’nın yazı kültürüne gösterdiği saygı, yalnızca kaligrafi geleneğinde değil, kalem üreticilerinin hassasiyetinde de görülür. 1911 yılında kurulan Sailor, bu hassasiyetin somut karşılıklarından biri. Bir asrı aşan geçmişi boyunca yalnızca dolma kalem üretmekle kalmadı; aynı zamanda yazının anlamını arayanlara yol arkadaşlığı sundu. Sailor, yazı araçlarını yalnızca tüketilecek ürünler değil; düşünceyi, duyguyu, estetiği taşıyan araçlar olarak gören bir firma.
Hocoro divit kalem mi, eskiz aracı mı, yoksa basit bir oyuncak mı? Bu soruların cevabı, elinizi ilk kez mürekkep şişesine daldırıp yazıya başladığınızda kendini gösteriyor. Hadi Hocoro hakkında konuşalım biraz.
Hocoro Divit Kalem mi?
Bir divit kalemle karşılaştığınızda, genellikle nostaljik bir his kaplar içinizi. Aşina değilseniz, hayranlıkla birlikte bir çekince de yaşayabilirsiniz. Ucu ne kadar daldıracaksınız mürekkebe? Etrafa mürekkep saçılır mı? Mürekkep kağıda saçılmasın diye nasıl bir dikkat göstermeniz gerekecek? Birkaç satır yazayım derken binbir soru üşüşür zihninize. Sailor Hocoro ise bu soruların neredeyse tamamını ortadan kaldıracak biçimde düşünülmüş. İlk bakışta basit bir plastik kalem gibi dursa da, eldeki hissi şaşırtıcı derecede dengeli. Ne cam kalem gibi kırılacakmış hissi veriyor, ne de dolma kalem gibi bakım gerektiriyor. Bu kolaylığı kaleme çeksek temizlenmesi işkenceye dönüşecek mürekkepleri denemek için biçilmiş kaftana dönüştürüyor Hocoro’yu.
Hocoro, içinde kartuş ya da konvertör barındırmaz. Mürekkep şişesine daldır, kullanırsınız.
Bu kalemle yazmaya başlamadan önce elinizi yavaşlatmanız gerekir. Mürekkep şişesinin başında hafif bir tereddüt yaşarsınız: “Ne kadar batırmalıyım?”, “Akacak mı?” Ama sonra fark edersiniz ki Hocoro, bu soruların cevabını yazdıkça kendisi veriyor.
Bu blog yazısını kaleme alırken KWZ’nin Sheen Machine mürekkebini kullandım. Zor bir mürekkep! Kaleme çektiğimde temizlenmesi zor olan mürekkepleri artık Hocoro’nun ucuna emanet edeceğim.
Hocoro’nun uçları değiştirilebilir. Bu, onu yalnızca yazı için değil; kaligrafi, not alma, desen çizme gibi farklı kullanımlara da açık hâle getiriyor.
- Fine ve Medium: Günlük yazımda kullanılabilir, ama mürekkep bitmesi sık yaşanıyor.
- Fude (eğik uç): Japon kaligrafi ya da fırça etkili yazılar için ideal.
- Italic 1.0: Kalın, dekoratif yazım denemeleri için şaşırtıcı derecede yumuşak.
Bir kalemin ucunu değiştirmek genelde zahmetli bir iştir ama Hocoro’da bu işlem, neredeyse bir LEGO parçası takmak kadar kolay. Hatta kalemi Türkiye’de bulamayıp, İngiltere’den getirtince uç olmadan kalemin gönderildiğini sandım. Ucu kalemin içerisine takarak taşınırken zarar görmesinin önüne geçmişler. “Japonlar bu işi çözmüşler!”
Divit kalemlerin en büyük avantajı, temizlik kolaylığıdır. Hocoro da bu konuda sınıfı geçiyor. Yazdıktan sonra uç kısmı akan suyun altına tutmak yeterli. Kurulayıp kenara koyabilirsiniz. Herhangi bir piston, mürekkep haznesi, iç mekanizma yok. Ne kadar basit, o kadar sorunsuz.
Yazı uzunluğu arttıkça, sürekli mürekkebe daldırma zorunluluğu bir süre sonra yavaşlatıcı olabiliyor. Kimi zaman yazarken biten mürekkep, sizi yarım cümlede bırakıyor. Youtube incelemesinde rastladığım Hocoro’ya damak takma deneyimini zorunlu hâle getiriyor bu durum. Belki biraz daha tutar mürekkebi.
Cam Kalem mi, Sailor Hocoro mu?
Sıklıkla sorulan bir soru: Hocoro mu, cam kalem mi?
Cam kalem daha estetik, daha “gösterişli” bir araç. Ama kolayca kırılır, temizlik konusunda daha fazla dikkat ister. Mürekkebi daha fazla tutar ama kontrolü daha azdır. Hocoro ise daha sade, daha mekanik bir his verir. Onunla yazmak basit bir tekrar gerektirir: Daldır, yaz, temizle, yeniden daldır.
Benim tercihim yazı ritminde sadeliği tercih ettiğim zamanlarda Hocoro’dan yana oldu. Cam kalemi, çoğu zaman bir defterden çok bir vitrine aitmiş gibi gördüm.
Netice-i kelâm: Yazıya Dönmenin Bir Yolu
Sailor Hocoro’yu elinize aldığınızda, bir dolma kalem ya da bir lüks kaligrafi aracı gibi hissetmezsiniz. O, yazıyı yeniden deneyimlemek için mütevazı bir bahanedir. Yazarken kalem size hükmetmez, yazının doğal akışı içinde var olur.
Divit kalem geleneğini teknolojiyle değil, basitlikle güncelleyen bir deneyim sunar. Öyle ki, yazının yavaşladığı, her harfin yeniden düşünüldüğü zamanlara çağırır sizi.
Belki de zaman zaman, zamanı yavaşlatmanın yolu olarak, böyle bir çağrıya kulak vermek gerekir.














