Blog Medium Without Sidebar

Caption placed here

2025 YILI ENGELLİLER HAFTASI İLÇE PROGRAMI SUNUCU METNİ

 T.C KARTEPE KAYMAKAMLIĞI KARTEPE İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ KARTEPE ÖZEL EĞİTİM UYGULAMA OKULU 1.2.3. KADEME 10-16 MAYIS ENGELLİLER HAFTASI İLÇE PROGRAMI  Sayın Kaymakamım, Sayın Belediye Başkanım, protokolün değerli üyeleri, değerli kurum müdürlerimiz, emekleri saymakla bitmez öğretmenlerimiz, kıymetli velilerimiz ve sevgili öğrencilerimiz; 10-16 Mayıs Engelliler Haftası dolayısıyla hazırladığımız programımıza hoş geldiniz.  Sayın Kaymakamım programın akışını arz ediyorum:.  1. Açılış 2. Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı 3. Okul Müdürü Erdinç YELBOĞA’nın günün anlam ve önemini belirten konuşması 4. Ana sınıfları pankart gösterisi 5. Hababam Sınıfı “Sen Gidince” vokal grubu gösterisi 6. Süleyman Şah İlkokulu Bando Takımı gösterisi 7. Tekerlekli sandalyeli öğrencilerin vals gösterisi 8. Öğrencimiz ………………………………..’nin “Ben Çocuğum” adlı şiiri okuması 9. 1. Kademe öğrencilerinin “TÜRKİYE” şarkısı eşliğinde ponponlu dans gösterisi 10. Halk oyunları gösterisi 11. Türk –...
Read More

yürürken her köşe başında kendisiyle karşılaşıyor insan

Yürümek bahsiyle alâkalı birkaç yazı yazmadan evvel blog sayfaları ve kitap yaprakları arasında dolanayım dedim. Vurucu bir ilk cümle belki. Yahut yaptığım kısalı uzunlu yürüyüşleri anlamlandırma, beylik bir kalıba oturtacak aforizma belki. Ekseriyetle yürüyüşü yalnızlıkla bağdaştırmışlar. Hele bir dergide rastladığım; “yürürken her köşe başında kendisiyle karşılaşıyor insan,” ifadesi pek hoşuma gitmiş ve sağlık olsun, diyerek attığım adımlara bir başka anlam yükleyebilmeme vesile olmuştu. Oldum olası yürürüm. Yürüyüşlerimin kilometresini, adım sayısını akıllı ürünler çıkalı hesaplıyorum. Ondan öncesi rüya nerede biter, dermanım hangi noktada kesilirse. Kocaeli’de, bilhassa İzmit’te adım atmadığım sokak kalmamıştır. Bugün yürüdüğüm yolların köşebaşlarında o sokağa yıllar evvel adım atmış Hasan’ın izlerine rastlıyor olmak zamanda yolculuğa çıkarıyor beni. Ve bu...
Read More

BLOGLARIN GELECEĞİ / BLOG NEREYE EVRİLECEK?

Zaman zaman düşünürüm; yıllardır isimleri, barındıkları yerler değişse bile yazmaktan bıkmadığım blog sayfam nereye evrilecek, blogların geleceği ne olacak, diye. İlk blog sayfamı açtığım sitemynet, sonrasında FrontPage ile tasarladığım sayfalardan oluşan site, popüler olan forum uygulamalarıyla açtıklarım, blogspot zamanları derken nihayetinde wordpress altyapısında karar kıldım. Bir hobi blogu olarak açtığım hasantandogan.com’da dolmakalemlerden, kamp maceralarıma, ekipmanlarıma, oradan gezip, gördüklerime, haftalık köşelerimden ders notlarıma kadar epeyce kategori altında yazılar paylaşmaya devam ediyorum. Bir yerde ipin ucu kaçtı. Her şeyden biraz olsun derken, odağını kaybetti blog. Eskisi kadar seyahat edemiyorum. Kamplar içinse havaların ısınmasını bekliyorum. Bu yaz artık çocuklu kamp yazıları gelir. Kalem bahsine gelince… Yine kalemler, mürekkepler alıyorum, kalem sohbetlerinde bulunuyorum. Meselâ...
Read More

ILGIN CEZAEVİ KÜTÜPHANE OLMUŞ

Konya, Ilgın ile alâkalı bir blog yazısı paylaşmıştım epey zaman evvel. O yazıdan sonra Ilgın’da yaşayan yahut öğrenci, asker olarak Ilgın’a, Ilgın Cezaevine yolu düşmüş olan birçok kişiden mesaj aldım. Farklı zamanlarda, başka başka sebeplerle yolu aynı sokaklara, caddelere düşmüş olan insanlar aynı hikayede buluşabiliyorlarmış, gördüm. Konya, Ilgın Cezaevi’ne 2014 senesinde asker olarak gittim. Ilgın İlçe Jandarma’da görevli jandarma erlerinin bahçe ve kulesinde nöbet tuttuğu cezaevinde sabah altı ilâ akşam 6 saatleri arasında 12 saat görev yaptım. Kısa dönem askerliğimin tüm ustalık döneminde. Ilgın ilçe jandarma binasından çıkar, yürüyerek cezaevine gider, öğlene kadar nöbetçileri denetler, koruma köpeklerinin ve bahçedeki kafeste yaşamlarını sürdüren tavşanların, tavukların yemlerini verirdim. Öğlen yemeği için jandarma...
Read More

Prof. Dr. İsmail Hakkı AYDIN ile Dolma Kalem Üzerine

İsmail Hakkı Aydın ile dolmakalem üzerine bir söyleşiden: Biz Trabzonluyuz. Trabzonlular silaha düşkündür. Sekiz, dokuz yaşlarında babamdan silah istedim. “Bana bir tane tabanca al,” dedim. “Olur oğlum,” dedi. Babam akşam bir kutu getirdi bana. “Al oğlum, tabancanı getirdim,” dedi. Açtım baktım hafif. Sonra açtım içinden bir kutu daha çıktı. Sonra içinden bir dolma kalem çıktı. Baktım, şaşırdım. Tabi, babam izliyor. Dedi oğlum senin silahın budur. Ve o zaman ne dediğini çok iyi anladım. Mürekkebin kutsal olduğuna inanırım. Ve talebeliğim boyunca dolma kalem kullanmışımdır. Yanımda hep çift dolma kalem taşıdım. Yani kırk yılı aşkındır meslek hayatımda hiçbir hastama değil reçete, idrar tahlilini dahi tükenmez kalemle yazmadım. Ve ben imzaya çok dikkat...
Read More