Mattia Ahmet Minguzzi’nin Ardından

Mattia Ahmet Minguzzi’ye yapılan namussuzca saldırı sadece bir çocuğa değil, çocuk diye sokağa salınan şehir eşkiyalarının kanlı elleriyle Türk milletinin vicdanına yapılmıştır. Organize bir kötülüğün son kurbanı gözleri öpülesi Mattia Ahmet oldu.

İstanbul’da dünyaya gelen ve İtalyan şef Andrea Minguzzi ile Türk çellist Yasemin Akıncılar Minguzzi’nin oğlu olan Mattia Ahmet Minguzzi, kaykaya ve müziğe büyük ilgi duyduğunu okuyoruz. Sıkı bir Trabzonspor taraftarı olan Mattia Ahmet’in hayalleri arasında bir gün kendi müzik grubunu kurmak ve Trabzonspor’un şampiyonluklarını görmek varmış.

24 Ocak 2025’te, Mattia arkadaşlarıyla birlikte Kadıköy’deki Salı Pazarı’na kaykay malzemesi almak için giden Mattia Ahmet,  ağır yaralı hâlde hastaneye kaldırıldı ve 16 gün süren yaşam mücadelesinin ardından 9 Şubat 2025’te hayatını kaybetti. 

Mattia Ahmet Minguzzi’nin yaşam hikâyesi burada son bulsa da böyle bir evladın bir daha güneş görmemesini dilediğimiz kişilerce canına kıyılması sırtımıza kaldıramayacağımız bir yük yükledi.

Anne Yasemin Minguzzi, “Katil katildir, cani canidir” diyerek, şüphelilerin çocuk olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. İşte tam olarak durduğumuz yer burasıdır.

Sanatçılar, sporcular ve siyasetçiler, Mattia için adalet çağrısında bulundu. Vicdanı olan herkes bir şeyler yaptı, söyledi. Çok sevdiği Trabzonspor, bir tribününe Mattia Ahmet Minguzzi‘nin adını verdi. Guns N’ Roses, İstanbul konserinde “Knockin’ on Heaven’s Door” şarkısını Mattia’ya ithaf etti ve onun fotoğrafını sahnede gösterdi.

Bütün ülke bu yükün aldında ezilmeliyken Mattia Ahmet Minguzzi’nin mezarı tahrip edildi, aileye tehditler yöneltildi. Nasıl bir tehlikenin eşiğinde olduğumuzu illâ açıkça anlatmalı mıyım?

Mattia Ahmet Minguzzi’nin hikâyesi, -delikli kuruş kadar değeri olmayan sokak serserilerinin elleriyle- bir çocuğun hayallerinin nasıl acımasızca son bulduğunu gösteriyor ve olan bitenin ardından acıyla bakıyoruz.

Bir daha olmasın diye önlem alınması, cezaların caydırıcı olması gerekirken af kanunları çıkıyor. Ben derdimi kime yanayım? 

Mattia’nın hikâyesi, sadece bir çocuğun değil, bir toplumun vicdanının da sınandığı bir hikâye. Onun anısını yaşatmak kaldı elimizde.