Blog Medium Without Sidebar

Caption placed here

2025 YILI 29 EKİM İLÇE PROGRAMI SUNUCU METNİ

T.C.KARTEPE KAYMAKAMLIĞIİlçe Milli Eğitim Müdürlüğü29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI KARTEPE İLÇE PROGRAMI MÜLKİ AMİRİN KARŞILANMASISayın Kaymakamımız, Sayın Belediye Başkanımız tören alanını teşrif etmişlerdir. MÜLKİ AMİRİN BAYRAM KUTLAMASIKartepe Kaymakamımız sayın Hasan ÖZTÜRK, Belediye Başkanımız Sayın Mustafa KOCAMAN tören birliklerinin,    okulların,   sivil toplum kuruluşlarının ve  Kartepe  halkının bayramını kutlayacaklardır. Arz ederim. Bugün cumhuriyetimizin 102. yıl dönümü. Bugün başka bir ülkede Cumhuriyeti anlatıyor olsaydık sadece bir yönetim biçiminden bahsedecektik. Ancak bizler için Cumhuriyet bir yönetim biçiminden çok daha fazlası. Ülkesi dört bir taraftan işgal edilmiş bir ulusun dünyaya meydan okumasıdır Cumhuriyet, mezarın olacağını bilerek ellerinle siper kazmaktır. Cumhuriyet imkansıza inanmaktır. Cumhuriyet İnebolu’dan Kastamonu’ya 9 aylık bebeğiyle mermi taşırken 21 yaşında donarak şehit...
Read More

AFAD – AFET FARKINDALIK EĞİTİMİ SUNUM DOSYASI

Eğitim dosyalarını indirmek için: Afet Farkındalık Eğitimi Sunumu – AFAD Eğitim Materyali Afetler insanlık tarihi kadar eski. Depremler, seller, yangınlar hep vardı; fakat fark yaratan, insanların bu afetlerle nasıl baş ettiğidir. Günümüzde bilgiye erişim kolaylaştıkça, afetler karşısında bilinçli davranmak da bizim elimizde. Bir deprem olduğunda ya da sel bastığında ne yapacağını bilen biriyle, paniğe kapılan biri arasında koca bir yaşam farkı var. İşte afet farkındalığı dediğimiz şey, tam da bu farkın adıdır. Türkiye’nin Deprem Gerçeği Türkiye, aktif fay hatlarıyla çevrili bir ülke. Neredeyse her bölge farklı derecelerde deprem riski taşıyor.Bu durum, bizi korkutmak yerine hazırlıklı olmaya yönlendirmeli. Çünkü afetleri engelleyemeyiz ama etkilerini azaltabiliriz. Evimizde sabitlenmemiş bir kitaplık, deprem anında ölümcül...
Read More

İzmit Pişmaniyesinin Serüveni

İplik İplik Tat: İzmit Pişmaniyesinin Yolculuğu Bir tatlının kaderi bazen bir şehrin kaderine karışır. Kimi zaman bir ustanın elinde doğar, kimi zaman bir göçün izinde yeniden biçim alır. İzmit pişmaniyesi de böyledir: un, şeker ve tereyağının birleşiminden doğmuş; zamanla İzmit’in simgesi, bir yol üstü geleneği, hatta bir kimlik unsuruna dönüşmüştür. Eskiden Kocaeli fuarının bütün şehri buluşturduğu yaz akşamlarında sokak ortasında ustalar pişmaniye yoğururlardı. El ele verilerek yapılan, bir emek ürünü olan pişmaniyenin yapılışını izlemek çocukluğumuzun keyifli anlarındandı. Pişmaniyeyi yerel bir lezzet olarak bilir, ötesine karışmaz çoğu İzmitli. “Pişmaniyenin kökeni nedir, nereden gelmiştir bu tel tel lezzet?” sorusunu yöneltsek insanlara; “Ne kökeni b’ooolum, pişmaniye atadan dededen İzmitli!” deyiverirler. Ben de öyle...
Read More

Okul İdarecilerinde Eleştiriyi Kişiselleştirme Eğilimi

Eğitim kurumları yalnızca derslerin işlendiği mekânlar değil, aynı zamanda öğretmenlerin, öğrencilerin ve yöneticilerin bir arada bulunduğu karmaşık sosyal yapılardır. Bu yapılarda her bireyin iletişim biçimi, kurumun iklimini doğrudan etkiler. Okul idarecilerinde sıkça rastlanan bir davranış biçimi ise eleştiriyi ya da basit bir öneriyi bile kişisel algılama eğilimidir. Bir öğretmenin ya da çalışan kişinin dile getirdiği bir sorun, çoğu kez kurumsal düzeyde değerlendirilmek yerine, idarecinin şahsına yöneltilmiş bir yargı olarak algılanır. Bu da hem iletişimde gerginlik yaratır hem de okulun gelişim süreçlerini tıkar. Bir yöneticinin eleştiriyi kişiselleştirmesi çok farklı nedenlere dayanabilir. Öncelikle, yetki ve otorite algısı burada belirleyici bir rol oynar. Yönetici konumuna gelmiş bir kişi, sözlerinin ve kararlarının sorgulanmasını kendi...
Read More

Satır Arası: Görünmüyorsam Yokum

Görünmediğimizde yok olduğumuzu, unutulduğumuzu, bir yer kaplamaz olduğumuzu sanıyoruz. Yeterince iyi, yeterince derin, yeterince hakikatli göremediğimizden olsa gerek, gördüklerimiz bizi yeterince meşgul etmiyor. Biz, görünmemenin telaşındayız. Kalabalık bir sınıfta yapılan bir yoklamada, yok sayılma korkusuyla oturamayan, eli aşağı inemeyen, endişeyle dolu çocuklar gibiyiz. “Görünmenin laneti” bizi, kendimizi hep kalabalıkta tasavvur etmeye zorluyor. İç dünyamızdaki hafiflik, bizim var olduğumuza kendimizi bile inanmaya yetmiyor. Bu hafiflik sebebiyle, bir yer kapladığımızdan emin olamıyoruz. Ancak başkalarına tutununca, başka gözlerce görülünce var olduğumuza inanç oluyor gibiyiz. Görmenin lanetine uğrayanı bekleyen yalnızlıktır. Ama o tam da dünyası yeterince dolu olduğu için yalnızlığından hoşnuttur. Yazmak onun için iz bırakmak için değil, eriştiği görme biçimini keskinleştirmek içindir. Ancak...
Read More